Haksız işten çıkarılan işçi ne yapmalı sorusu, çalışma hayatında hak kaybı yaşamak istemeyen yurttaşların cevabını aradığı mühim hususlardandır. İş sözleşmesi işveren tarafından haksız yahut hukuka aykırı biçimde feshedilen emekçiler, mevzuatın tanıdığı imkanlarla haklarını arayabilir. 4857 sayılı İş Kanunu, çalışanların mağduriyet yaşamasını önlemek maksadıyla kesin güvenceler getirmiştir. Hukuki yollara başvururken kanuni hak düşürücü sürelere riayet etmek yüksek ehemmiyet taşır.
İş Sözleşmesinin Haksız Feshi Nedir?
İş sözleşmesinin haksız feshi, işverenin haklı bir dayanağa dayanmaksızın işçinin işine son vermesidir. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 ve m. 25 hükümleri, işverenin sözleşmeyi hangi kurallara uyarak sonlandırabileceğini düzenler. İşveren feshin geçerli sebebe dayandığını ispatla mükelleftir. İşçinin performans yetersizliği yahut çalışma düzenini bozan tavırları sebep sayılmak istense dahi, bu durumun somut delillerle ispatı icap eder.
İşveren fesih bildirisini yazılı tanzim etmek ve fesih sebebini açık bir lisanla bildirmek zorundadır. Yazılı bildirim şartına uyulmadan yapılan fesihler hukuken geçersiz sayılır. Fesih evrakı tebliğ edilen emekçinin, evrakı dikkatlice okuması ve hakikate uymayan beyanlara onay vermemesi menfaatinedir.
Haksız Fesih Durumunda Talep Edilebilecek Tazminatlar Ve Alacaklar
Haksız şekilde iş akdi feshedilen emekçinin kanundan doğan birtakım mali hakları mevcuttur. İşveren, mevzuatta sıralanan bu alacakları eksiksiz ödemekle yükümlüdür.
Kıdem ve ihbar tazminatı şartları nelerdir?
1475 sayılı mülga İş Kanunu m. 14 uyarınca yürürlükte kalan kurala göre, aynı patrona bağlı işyerinde en az bir yıl çalışan emekçi kıdem tazminatı almaya hak kazanır. Kıdem tazminatı hesabı, çalışılan her tam yıl için otuz günlük giydirilmiş brüt ücret üzerinden yapılır. Giydirilmiş brüt ücrete yol, yemek, ikramiye ve düzenli ödenen sosyal yardımlar dahil edilir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 17 uyarınca, belirsiz süreli iş akdini feshetmek isteyen taraf, kanunda yazılı bildirim sürelerine uymak mecburiyetindedir. İşveren bildirim sürelerine riayet etmeden işçiyi derhal işten çıkarırsa ihbar tazminatı öder. İhbar süreleri işçinin kıdemine göre belirlenir:
Altı aydan az çalışanlar için iki hafta
Altı aydan bir buçuk yıla kadar çalışanlar için dört hafta
Bir buçuk yıldan üç yıla kadar çalışanlar için altı hafta
Üç yıldan fazla çalışanlar için sekiz hafta
İşveren bu sürelere denk gelen parayı peşin vermezse, bildirimsiz feshin mali yaptırımıyla karşılaşır.
Ödenmeyen işçilik alacakları nasıl hesaplanır?
Fesih anında ödenmemiş kazançlar derhal tasfiye edilmelidir. Haksız çıkarılan emekçinin talep edebileceği diğer alacak kalemleri şunlardır:
Fazla çalışma ücreti: Haftalık kırk beş saati aşan mesailer için yüzde elli zamlı saatlik ücret ödenir.
Ulusal bayram ve resmi tatil günleri alacağı: Resmi tatillerde çalışan işçiye mesai yaptığı her gün için ilave bir günlük tam yevmiye verilir.
Yıllık izin ücreti: 4857 sayılı İş Kanunu m. 59 mucibince, sözleşmenin feshinde işçinin hak edip dinlenemediği izin günlerine ait ücret brüt tutar üzerinden nakden kapatılır.
İşe İade Davası Açma Şartları Nelerdir?
Haksız çıkarılan personelin en kuvvetli kanuni imkanlarından biri işe iade davası açmaktır. 4857 sayılı İş Kanunu m. 18, m. 19, m. 20 ve m. 21 düzenlemeleriyle iş güvencesi koruması şu koşullara bağlanmıştır:
İşyerinde otuz veya daha çok işçi istihdam edilmesi
İşçinin en az altı aylık kıdeminin bulunması
İş sözleşmesinin belirsiz süreli kurulmuş bulunması
İşçinin işveren vekili veya yardımcısı statüsünde yer almaması
Yargılama neticesinde mahkeme feshin geçersizliğine hükmederse işçinin işe başlatılması kararlaştırılır. İşveren, kesinleşen kararın ardından işçiyi işe başlatmazsa en az dört aylık ve en çok sekiz aylık brüt ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı ödemeye mahkum edilir. Kararla birlikte işçiye çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş boşta geçen süre ücreti de ödenir.
Zorunlu Arabuluculuk Ve Hak Düşürücü Süreler
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 3 uyarınca, işe iade ve işçilik alacakları davalarında arabuluculuk dava şartı vasfını taşır. Doğrudan mahkemeye müracaat edilmesi davanın usulden reddi sonucunu doğurur.
Fesih bildiriminin işçiye ulaştığı günden itibaren tam bir ay içinde yetkili arabuluculuk bürosuna başvurulması şarttır. Arabuluculuk müzakerelerinde uzlaşmaya varılamazsa, son tutanağın imzalandığı tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılması kanuni mecburiyettir. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir ve kaçırılması halinde yargı yolu büsbütün kapanır.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları için zamanaşımı süresi beş yıldır. Fazla mesai alacaklarında da beş yıllık zamanaşımı kuralı cari durumdadır. Sürelerin kaçırılmaması ve hak kaybının önlenmesi adına titiz davranılmalıdır. Daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Hayır, hiçbir işçi işverenin önüne koyduğu ibranameyi yahut fesih belgesini imzalamak mecburiyetinde değildir. Baskı altında imza atılmamalı, hakların eksiksiz ödendiği tespit edilmeden hiçbir kağıt onaylanmamalıdır. Şayet imza atılacaksa banka dekontları incelenmeli ve ihtirazi kayıt eklenmelidir.
4857 sayılı İş Kanunu m. 27 uyarınca, bildirim süreleri dahilinde işveren, işçiye yeni bir iş bulması için lüzumlu sayılan yeni iş arama izni vermekle mükelleftir. Bu izin günde iki saatten az tutulamaz ve işçi dilerse bu saatleri birleştirerek toplu talep edebilir. İzin müddetince personelin maaşından kesinti yapılamaz.
İşyerinde yıldırma gören yahut istifaya zorlanan personel, kendi arzusuyla ayrılmış gibi yansıtılmak istenebilir. Bu vaziyette işçi, çalışma şartlarının ağırlaştırıldığını ve haksızlığa uğradığını ispatlayarak 4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II uyarınca derhal haklı fesih yoluna gidebilir. Haklı sebeple ayrılan emekçi, kıdem tazminatına ve ödenmeyen bütün yasal haklarına kavuşur.
