Av. Oğuzhan Koçer Hukuk Bürosu
Ana Sayfa/Bilgi Bankası/Miras Borçlarından Kim Sorumludur?
Miras Hukuku

Miras Borçlarından Kim Sorumludur?

Miras borçlarından kimin sorumlu olduğu, reddi miras, hükmen ret ve mirasçıların borçlara karşı sorumluluğu hakkında güncel hukuki bilgiler.

Av. Oğuzhan Koçer2026-09-08

Miras borçlarından kim sorumludur? Türk Medeni Kanunu’na göre mirasbırakanın ölümüyle yasal ve atanmış mirasçılar, terekeye giren haklarla beraber borçlarla da karşılaşır. Miras reddedilmemişse mirasçıların borçlardan sorumluluğu yalnızca mirastan geçen mal ve parayla sınırlı kalmayabilir. Kanundaki şartlara göre mirasçı kendi malvarlığıyla da borca karşı muhatap hâle gelebilir. Birden çok mirasçı bulunan dosyalarda ise tereke borçları bakımından müteselsil sorumluluk kuralı gündeme gelir. TMK 599 mirasın ölümle kanun gereği mirasçılara geçtiğini, TMK 641 ise mirasçıların tereke borçlarından müteselsilen sorumlu tutulduğunu düzenler.

Miras hukukunda borç meselesi yalnızca “borç mirasçılara geçer” cümlesiyle sınırlandırılamaz. Mirasın reddi, terekenin borca batıklığı, resmî defter, resmî tasfiye, vergi borçları ve paylaşma sonrası sorumluluk ayrı kurallara bağlıdır. Ölüm tarihi, borcun kaynağı, mirasçının terekeye yönelik işlemleri ve yasal süreler dosyanın hukuki niteliğini değiştirebilir.

Miras Borcu Mirasçılara Geçer Mi?

Evet. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 599. maddesi uyarınca miras, ölüm anında bir bütün hâlinde yasal ve atanmış mirasçılara geçer. Bu geçiş; taşınırları, taşınmazları ve alacakları kapsadığı gibi mirasbırakanın devredilebilir borçlarını da kapsar. Mirasçılık için tapuda devir ya da ayrı bir kabul beyanı aranmaz. Hukuki geçiş ölümle doğar.

Bu kural sebebiyle miras borcu mirasçılara geçer mi sorusunun yanıtı ana kurala göre evettir. Banka kredisi, kredi kartı borcu, sözleşmeden doğan para borçları ve kimi kamu alacakları tereke hesabında karşılaşılabilecek kalemler arasındadır. Kişiye sıkı biçimde bağlı edimler ise kendi hukuki niteliğine göre ayrı sonuca bağlanabilir.

TMK 599 mirasçının kişisel sorumluluğu

TMK 599, mirasbırakanın borçları yönünden mirasçıya kişisel sorumluluk yükler. Buradaki kritik ayrım şudur: Mirasçı, kayıtsız şartsız mirasçılık konumunda kaldığında mirasçının kişisel malvarlığı da alacaklının başvurabileceği malvarlığı alanına girebilir. Terekeden 300 bin TL değer geçtiği hâlde devredilebilir borç 500 bin TL ise kalan tutar yönünden kişisel malvarlığı riski doğabilir. Bu sebeple terekenin aktif ve pasif kalemlerinin erken tarihte tespiti ciddi değer taşır.

Mirasçılar Borcun Tamamından Sorumlu Tutulabilir Mi?

Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesi kısa ve açık bir hüküm taşır: “Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.”

Müteselsil sorumluluk, alacaklının şartları varsa borcun tamamı için mirasçılardan birine başvurabilmesi anlamına gelir. Miras payının yüzde 25 seviyesinde bulunması, özel hukuk borçlarında alacaklının yalnızca yüzde 25’i talep edeceği anlamına gelmez. Borcun tamamını ödeyen mirasçı, iç ilişkide diğer mirasçılara rücu hakkına başvurabilir.

Mirasçılar arasında rücu hakkı

TMK 682 uyarınca paylaşma sözleşmesinde kendisine yüklenmeyen bir tereke borcunu ödeyen veya üstlendiği tutarın üstüne çıkan mirasçı, diğer mirasçılardan paylarına düşen kısmı isteyebilir. Taraflar başka bir paylaşım esası kararlaştırmamışsa iç ilişkide borç yükü miras payları üzerinden dağıtılır.

Alacaklı ile mirasçılar arasındaki ilişki ve mirasçıların kendi aralarındaki hesap aynı değildir. Alacaklı dış ilişkide müteselsil sorumluluk hükmüne dayanabilir. Mirasçılar ise ödeme sonrasında kendi aralarında pay hesabı yapabilir.

Mirası Reddeden Mirasçı Borçtan Sorumlu Kalır Mı?

Yasal ve atanmış mirasçıların mirasın reddi hakkı vardır. TMK 605 bu hakkı tanır. Geçerli bir ret sonrasında mirasçılık sıfatına bağlı tereke borcu sorumluluğu çoğu dosyada ortadan kalkar. Fakat ret beyanının süresi, şekli ve ret hakkını düşüren davranışlar ayrı ayrı kontrol edilmelidir.

TMK 606 üç aylık ret süresi

TMK 606 uyarınca mirasın gerçek reddi için üç aylık süre vardır. Yasal mirasçılar bakımından süre, mirasçı sıfatının daha sonra öğrenildiği ispat edilmedikçe ölümün öğrenildiği tarihten işlemeye başlar. Vasiyetnameyle atanmış mirasçı bakımından süre, tasarrufun resmen bildirildiği tarihe bağlanır.

Bu süre hak kaybı doğurabilecek niteliktedir. Ölüm tarihi ile ölümün öğrenildiği tarih her dosyada aynı gün sayılmayabilir. Süre hesabı yapılırken dosyadaki belgeler ve tebligatlar esas alınmalıdır.

TMK 609 ret beyanı nasıl verilir?

TMK 609’a göre ret, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır ve kayıtsız şartsız nitelik taşır. Beyan tutanağa geçirilir. Süresinde verilen ret beyanı özel kütüğe kaydedilir.

Halk arasında reddi miras denilen işlem, yalnızca aile içinde “mirası istemiyorum” denmesiyle hukuki sonuç doğurmaz. Kanunun aradığı usule uygun ret beyanı gerekir.

TMK 610 ret hakkının kaybı

Üç aylık süre dolmadan terekeye mirasçı sıfatıyla müdahale eden kişinin ret hakkı risk altına girebilir. TMK 610; olağan yönetim sınırını aşan işlemler, mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için zorunlu sınırı aşan tasarruflar, tereke mallarını gizleme veya kendine mal etme hâllerinde ret hakkının kaybını düzenler.

Terekedeki aracı satmak, parayı kişisel hesaba aktarmak veya tereke malını kendine mal edecek biçimde işlem yapmak gibi davranışların hukuki niteliği somut olaya göre incelenir. Mirasın reddi düşünülüyorsa, tereke üzerinde tasarruftan önce hukuki görüş alınması hak kaybı riskini azaltabilir.

Tereke Borca Batıksa Hükmen Ret Ne Demektir?

TMK 605’in ikinci fıkrası, mirasbırakanın ölüm tarihinde ödeme güçsüzlüğü açık biçimde biliniyor veya resmen tespit edilmişse mirasın reddedilmiş sayılacağını düzenler. Bu kurum uygulamada hükmen ret adıyla anılır.

Hükmen ret ile üç aylık süre içinde verilen gerçek ret aynı kurum değildir. Yerleşik Yargıtay uygulamasında hükmen ret istemi üç aylık ret süresine bağlı sayılmaz. Buna karşılık terekenin ölüm tarihindeki aktif ve pasif yapısının araştırılması gerekir. 4 Aralık 2025 tarihli Yargıtay 7. Hukuk Dairesi karar özetinde de borca batıklık araştırmasının yetersiz kalması bozma sebebi sayılmıştır.

Hükmen ret için borca batıklık nasıl incelenir?

Borca batıklık iddiasında yalnızca tek bir banka borcunun bulunması yeterli kabul edilmeyebilir. Terekeye giren taşınmaz, araç, banka bakiyesi, alacak ve diğer değerlerle borçlar karşılaştırılır. İcra dosyaları, banka kayıtları, vergi kayıtları ve malvarlığı bilgileri bu incelemede rol oynar. Mirasçının terekeye yönelik davranışları da uyuşmazlığın seyrini etkileyebilir.

Resmî Defter Terekeye Dair Belirsizliği Azaltır Mı?

Mirasçı terekenin borç miktarını bilmiyorsa Türk Medeni Kanunu resmî defter yolunu düzenler. TMK 619’a göre mirası reddetme hakkı bulunan mirasçı, bir ay içinde sulh hâkiminden terekenin resmî defterinin tutulmasını isteyebilir. Bir mirasçının istemi diğer mirasçılar yönünden de hüküm doğurur.

Resmî deftere göre kabulde sorumluluk

TMK 628’e göre resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya yalnızca deftere yazılan borçlarla geçer. Mirasçı, deftere yazılmış borçlar bakımından hem tereke malları hem kendi malvarlığıyla sorumluluk taşır. Burada sık yapılan hata, resmî defterin kişisel sorumluluğu tamamen kaldırdığı düşüncesidir. Kanun böyle bir sınırlama kurmaz; asıl ayrım, deftere yazılan ve yazılmayan borçlar arasındadır.

TMK 629 ise süresinde deftere yazdırılmayan alacaklar yönünden ayrı bir koruma getirir. Alacaklının kusuru bulunmadan kayıt dışı kalan bazı alacaklarda mirasçının zenginleşme ölçüsünde sorumluluğu gündeme gelebilir. Güvenceye bağlı alacaklar için kanunda ayrı bir rejim vardır.

Resmî Tasfiye Mirasçıyı Borçtan Korur Mu?

TMK 632, her mirasçıya ret veya resmî deftere göre kabul yerine terekenin resmî tasfiyesini isteme imkânı tanır. Birlikte mirasçılardan biri mirası kabul etmişse bu istem dikkate alınmaz. Resmî tasfiye yürütüldüğünde mirasçılar tereke borçlarından sorumlu tutulmaz.

Resmî tasfiye, borç yapısı karışık tereke dosyalarında ayrı bir seçenektir. Süreler ve diğer mirasçıların tutumu burada belirleyicidir.

Miras Paylaşıldıktan Sonra Borç Sorumluluğu Biter Mi?

Hayır. Miras borçları paylaşmadan sonra da mirasçıların karşısına çıkabilir. TMK 681 uyarınca alacaklı borcun bölünmesine veya başka bir kişiye aktarılmasına açık ya da örtülü biçimde rıza vermemişse, mirasçılar paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsil sorumluluk taşır.

Bu müteselsil bağ, paylaşma tarihinden itibaren beş yılın geçmesiyle sona erer. Daha sonra ifa edilecek borçlarda beş yıllık hesap muacceliyet tarihinden yürür. Beş yıllık hüküm, borcun kendisinin mutlaka sona erdiği anlamına gelmez; burada sona eren husus kanundaki teselsül bağıdır. Borcun zamanaşımı ve diğer sona erme sebepleri kendi kurallarına tabidir.

Vergi Borçlarında Mirasçıların Sorumluluğu Nasıldır?

Vergi borçları için Vergi Usul Kanunu özel bir kural taşır. VUK 12’ye göre ölüm hâlinde mükellefin ödevleri mirası reddetmeyen yasal ve atanmış mirasçılara geçer. Her mirasçı, ölen kişinin vergi borçlarından miras hissesi oranında sorumludur. Bu yönüyle vergi borçlarında TMK 641’deki özel hukuk borçlarına dair müteselsil sorumluluktan ayrılan bir düzen vardır.

Vergi aslı ile vergi cezası da aynı sonuca bağlanmaz. VUK 372 açık biçimde ölüm hâlinde vergi cezasının düştüğünü düzenler. Dosyada gecikme faizi, gecikme zammı, kamu alacağının türü veya başka bir idari alacak varsa her kalem kendi dayanağı üzerinden incelenmelidir.

Mirası Reddeden Kişinin Hiçbir Sorumluluğu Kalmaz Mı?

Ret çoğu dosyada tereke borçlarına bağlı mirasçılık sorumluluğunu kaldırır. Yine de TMK 618 ayrı bir istisna taşır. Ödeme güçsüzlüğü içindeki mirasbırakanın mirasını reddeden kişiler, ölümden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan aldıkları ve paylaşmada geri vermekle yükümlü sayılacak değerler ölçüsünde alacaklılara karşı sorumlulukla karşılaşabilir. Olağan eğitim giderleri ile adet uyarınca verilen çeyiz bu hükmün dışında tutulur. İyi niyetli mirasçının sorumluluğu ise geri verme anındaki zenginleşmesiyle sınırlanır.

Bu hüküm, “ret verildi ve her bağ kesin biçimde kapandı” varsayımının her dosya için doğru sayılmayacağını ortaya koyar.

Devlet Mirasçıysa Tereke Borçlarından Nasıl Sorumludur?

Mirasın Devlete geçtiği hâllerde TMK 631 ayrı bir sınır çizer. Sulh mahkemesi terekenin resmî defterini düzenler ve Devlet, deftere yazılan borçlardan yalnızca miras yoluyla edindiği değer ölçüsünde sorumluluk taşır. Gerçek kişiler bakımından görülen kişisel malvarlığı sorumluluğundan ayrılan özel bir rejim söz konusudur.

Miras Borçlarında Hangi Tarihler Takip Edilmelidir?

Miras dosyasında tek bir süre yoktur. Gerçek ret bakımından üç aylık süre, resmî defter isteminde bir aylık süre ve paylaşma sonrası teselsül yönünden beş yıllık dönem ayrı ayrı gündeme gelebilir. Süre başlangıcı her kurumda aynı değildir. Ölümün öğrenilme tarihi, vasiyetnamenin resmen bildirildiği tarih, paylaşma tarihi veya borcun muacceliyet tarihi hesaba etki edebilir.

Kısa hukuki çerçeve

Miras borcu açısından ana kural, mirası reddetmeyen yasal ve atanmış mirasçıların borç sorumluluğuyla karşılaşmasıdır. Birden çok mirasçıda özel hukuk borçları için müteselsil sorumluluk gündeme gelir. Gerçek ret üç aylık süreye bağlıdır. Borca batık tereke bakımından hükmen ret ayrı şartlarla incelenir. Resmî defter, borçların kayıt çerçevesini belirler. Resmî tasfiyede mirasçılar tereke borçlarından sorumlu tutulmaz. Paylaşma, alacaklının rızası yoksa sorumluluğu aynı gün bitirmez. Vergi borçlarında ise miras payı oranı esas alınır.

Bilgilendirme notu

Buradaki bilgiler kişiye özgü hukuki görüş yerine geçmez. Mirasın reddi, hükmen ret, tereke borçları ve icra takipleri; ölüm tarihi, borcun türü, tereke hareketleri ve süreler üzerinden ayrı ayrı incelenmelidir. Hak kaybı şüphesinde miras hukuku alanında çalışan bir avukattan hukuki görüş alınabilir. İletişim bilgisi için detaylı bilgi bağlantısı tercih edilebilir.

Sık Sorulan Sorular

<p>Evet. Türk Medeni Kanunu'nun 599. maddesine göre mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün hâlinde kanun gereği kazanır ve kanundaki istisnalar saklı kalmak üzere mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu tutulabilir.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun 641. maddesine göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Bu hüküm kapsamında alacaklı, şartların mevcut bulunması hâlinde borcun tamamı için mirasçılardan birine başvurabilir. Borcu ödeyen mirasçının diğer mirasçılara karşı iç ilişkide rücu hakkı gündeme gelebilir.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesine göre miras kural olarak üç ay içinde reddedilebilir. Yasal mirasçılar bakımından süre, mirasçılık sıfatının daha sonra öğrenildiği ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünün öğrenildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Süre hesabı somut dosyaya göre ayrıca incelenmelidir.</p>

<p>Türk Medeni Kanunu'nun 605. maddesi uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihinde ödeme güçsüzlüğü açıkça biliniyor veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılabilir. Uygulamada bu durum hükmen ret olarak adlandırılır. Borca batıklığın ölüm tarihi itibarıyla terekenin aktif ve pasifleri üzerinden incelenmesi gerekir.</p>

<p>Usulüne uygun ret beyanı veren mirasçı, kural olarak mirasçılık sıfatına bağlı tereke borcu sorumluluğundan çıkar. Ret sonrasında mirasın kimlere geçeceği mirasçılık yapısına göre belirlenir. TMK 618'de alacaklıların korunmasına yönelik ayrı bir istisna da yer aldığı için her dosyanın kendi şartları üzerinden incelenmesi gerekir.</p>

Miras HukukuHukuki DanışmanlıkAvukat