Yasal mirasçılar, mirasbırakanın iradesine bağlı kalmaksızın doğrudan Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca tereke üzerinden miras hissesi devralan kan hısımları, sağ kalan eş, evlatlık ve devlettir. Miras hukuku mevzuatında tereke intikali iki ana yolla vücut bulur; iradi mirasçılık ve kanuni mirasçılık. İradi mirasçılık, vefat eden şahsın geride bıraktığı vasiyetname yahut miras mukavelesi vasıtasıyla hüküm doğurur. Kanuni mirasçılık ise kanunun emredici kaideleriyle tanzim olunur. Mirasbırakan ardında hiçbir ölüme bağlı tasarruf bırakmadığı hallerde kanun koyucu terekenin sahipsiz kalmasına müsaade etmez. Terekeden hisse edinecek fertler kan hısımlığı derecesine, evlilik bağına ve evlatlık ilişkisine nazaran tayin edilir.
Türk Medeni Kanunu Nizamında Mirasçılık Sıfatı
Kanun koyucu, yasal mirasçı vasfını belirli zümrelere ve hukuki müesseselere tevdi eder. Türk Medeni Kanunu kan hısımlığını esas alır. Miras intikalinde kan bağı başat rol üstlenir. Bu kuralın istisnalarını sağ kalan eş ile evlatlık teşkil eder. Sağ kalan eş, kan bağı taşımamasına karşın evlilik birliğinin kutsiyeti ve iktisadi ortaklık gözetilerek doğrudan miras hakkı elde eder. Evlatlık ise mahkeme kararıyla kurulan hukuki bağ vasıtasıyla altsoy zümresine eklenir. Tereke borçları terekeden mahsup edildikten sonra bakiye malvarlığı hak sahiplerine taksim edilir. Vefat edenin herhangi bir ölüme bağlı tasarrufu bulunmadığında mirasın intikali doğrudan kanuni zümre tertibine nazaran yürütülür.
Zümre Sistemine Göre Miras Paylaşımı Kuralları
Türk miras hukukunda kan bağına dayanan mirasçılık, zümre sistemi çerçevesinde düzenlenir. Zümre sistemi, mirasbırakan ile hısımları arasındaki yakınlığı derecelendiren hiyerarşik bir şemadır. Bu nizamda üç zümre bulunur. Birinci zümre mirasbırakanın altsoyudur. İkinci zümre mirasbırakanın anne ve babası ile onların füruunu içine alır. Üçüncü zümre büyükanneler ve büyükbabalar ile onların füruundan meydana gelir.
Sistemin intikalinde bazı katı prensipler caridir:
Önceki zümrede tek bir mirasçı dahi hayatta bulunduğu takdirde sonraki zümreye miras intikal etmez. Birinci zümrede mirasçı yaşadığı müddetçe anne ve baba terekeden hisse edinemez.
Zümre başı hayatta kaldığı sürece onun altsoyunun miras hakkı doğmaz. Evlat hayattayken torun doğrudan miras payı alamaz.
Kök içinde halefiyet ilkesi tatbik edilir. Mirasbırakandan önce vefat etmiş kök başının yerini kendi altsoyu alır.
Zümre dahilindeki paylaşımlar baş esasına nazaran eşit dağıtılır.
Birinci zümre mirasbırakanın altsoyu
Türk Medeni Kanunu 495. maddesi uyarınca mirasbırakanın birinci zümre mirasçıları onun altsoyudur. Altsoy dairesi; mirasbırakanın çocuklarını, torunlarını, torun çocuklarını ve devam eden kuşakları içine alır. Çocuklar eşit paylarla mirasçı vasfı taşır. Mirasbırakandan evvel vefat eden çocuğun hissesi, halefiyet kuralı mucibince kendi evlatlarına yani mirasbırakanın torunlarına eşit pay edilir. Evlilik birliği dahilinde doğan çocuklar ile evlilik dışı doğup soybağı babalık davası yahut tanıma yoluyla kurulan çocuklar arasında hiçbir hak ayrımı gözetilmez. Evlatlık ve onun füruu da kan bağı taşıyan altsoy gibi birinci zümre dairesinde miras payı devralır.
İkinci zümre mirasbırakanın anne ve babası
Mirasbırakanın geride hiçbir altsoyu kalmadığı hallerde miras ikinci zümreye devredilir. Türk Medeni Kanunu 496. maddesi uyarınca ikinci zümrenin kök başları mirasbırakanın anne ve babasıdır. Anne ve baba terekeden eşit hisselerle hak kazanır. Vefat edenin çocuğu veya torunu bulunmadığında tereke anne ve baba arasında yarı yarıya pay edilir. Mirasbırakandan önce vefat eden anne yahut babanın payı, kendi altsoylarına yani vefat edenin kardeşlerine ve yeğenlerine intikal eder. Bir tarafta mirasçı kalmaması vaziyetinde bütün hisse hayatta kalan diğer tarafa aktarılır.
Üçüncü zümre mirasbırakanın büyükana ve büyükbabaları
Altsoyu, anne ve babası ile kardeşleri ve yeğenleri bulunmayan bir kişinin terekesi üçüncü zümreye intikal eder. Türk Medeni Kanunu 497. maddesi, mirasbırakanın büyükanneleri ile büyükbabalarını bu zümrenin kök başları tayin eder. Baba kolundaki büyükana ve büyükbaba ile anne kolundaki büyükana ve büyükbaba eşit hisselere konar. Bu kök başlarından birinin mirasbırakandan evvel vefatı vuku bulduğunda payı amca, dayı, hala ve teyzeye intikal eder. Mevzuatımız üçüncü zümrede mirasçılık silsilesini sınırlandırmıştır. Büyükana ve büyükbabalardan birinin füruu bulunmadığında pay diğer taraftaki kök başlarına ve onların çocuklarına dağıtılır. Sağ kalan eş var ise üçüncü zümre mirasçılığı amca, dayı, hala ve teyze çocuklarına intikal etmez.
Sağ Kalan Eşin Miras Payı Nasıl Hesaplanır
Sağ kalan eş müstakil bir miras hakkı taşır; hiçbir zümreye dahil edilmez ve her zümre ile beraber terekeden hisse devralır. Türk Medeni Kanunu 499. maddesi gereğince sağ kalan eşin yasal miras payı, birlikte bulunduğu zümreye nazaran tayin edilir:
Mirasbırakanın altsoyu ile beraber mirasçı sayıldığında miras payı dörtte bir (1/4) oranındadır.
Mirasbırakanın anne ve babası zümresiyle beraber mirasçı sayıldığında miras payı dörtte iki yani yarım (1/2) oranındadır.
Mirasbırakanın büyükana ve büyükbabaları zümresiyle beraber mirasçı sayıldığında miras payı dörtte üç (3/4) oranındadır.
Mirasbırakanın zümrelerde hiçbir kan hısımı bulunmadığında terekenin tamamı sağ kalan eşe tahsis edilir.
Sağ kalan eşin miras payı hesaplanırken evlilik mallarının tasfiyesi ile miras taksimi birbirine karıştırılmamalıdır. Eş, terekeden önce mal rejimi uyarınca katılma alacağını talep eder, bakiye tereke üzerinden miras payını devralır. Hak kayıplarının önüne geçebilmek ve miras hisselerini hatasız hesaplamak adına daha detaylı bilgi almak için uzman bir hukuk bürosuna danışabilirsiniz.
Evlatlık Ve Altsoyunun Hukuki Durumu
Türk Medeni Kanunu 500. maddesi evlatlığın miras hakkını tanzim eder. Evlatlık ile onun altsoyu, evlat edinene tıpkı kan bağı taşıyan altsoy gibi mirasçı sayılır. Bir kimse evlat edinildiğinde, evlat edinen kişinin biyolojik evladı ile eşit haklara kavuşur. Kanun tek taraflı bir intikal bağı kurar. Evlatlık evlat edinene mirasçı sayılırken, evlat edinen kişi evlatlığın terekesinden hisse talep edemez. Evlatlığın kendi biyolojik ailesiyle miras bağı kesilmez; biyolojik anne ve babasının vefatında da kanuni mirasçı sıfatını muhafaza eder.
Devletin Mirasçılık Sıfatı Hangi Durumlarda Doğar
Mirasbırakan geride hiçbir kan hısımı, evlatlık yahut sağ kalan eş bırakmadığında ve terekeden pay bırakan muteber bir vasiyetname bulunmadığında miras Devlete intikal eder. Türk Medeni Kanunu 501. maddesi bu hali yasal mirasçılık çerçevesine oturtur. Hazine, son kanuni mirasçı vasfını taşır. Devlet terekedeki malvarlığını doğrudan iktisap eder ancak murisin borçlarından sınırsız sorumlu tutulamaz. Hazine sadece terekeden intikal eden aktif değerler nispetinde borçları tasfiye etmekle mükellef sayılır. Tereke borca batık bulunduğunda Devlet borçları kamusal bütçeden karşılamaz.
Saklı Paylı Mirasçılar Ve Korunan Hak Oranları
Mirasbırakan terekede dilediği gibi tasarruf icra edemez; mevzuatımız yakın kan hısımlarının ve eşin haklarını saklı pay müessesesi ile güvenceye bağlar. Mirasbırakan vasiyetname ya da bağışlama yoluyla tasarruf nisabını aştığında saklı paylı mirasçıların tenkis davası ikame etme yetkisi doğar. Türk Medeni Kanunu 506. maddesi uyarınca saklı pay oranları şu nispetlerle tanzim edilir:
Altsoy için saklı pay, kanuni miras payının yarısıdır (1/2).
Anne ve babanın her biri için saklı pay, kanuni miras payının dörtte biridir (1/4).
Sağ kalan eşin saklı payı, altsoy veya anne ve baba ile beraber mirasçı sıfatı taşıdığında kanuni miras payının tamamı (1/1); diğer zümrelerle veya tek başına mirasçı sayıldığında kanuni miras payının dörtte üçüdür (3/4).
Kardeşlerin saklı pay hakkı yürürlükteki kanun metninde yer almaz. Kardeşler saklı pay koruması taşımadığından mirasbırakan onlar aleyhine tasarrufta bulunabilir. Saklı pay ihlallerinde tenkis davası açma hakkı kanunda öngörülen hak düşürücü sürelere tabidir. Hak kaybına uğramamak ve tenkis hesabını mevzuata uygun yürütmek adına uzman bir avukat desteğiyle hareket edilmesi tavsiye edilir.
Mirastan Çıkarma Ve Mirastan Feragat Hallerinde Miras Payı
Kanuni mirasçıların terekeden hisse alamayacağı bazı istisnai haller bulunur. Bu hallerin başında mirastan çıkarma (ıskat) ve mirastan feragat mukavelesi gelir. Türk Medeni Kanunu 510. maddesi mucibince mirasbırakan, saklı paylı mirasçısını aile hukuku mükellefiyetlerini ağır biçimde ihlal etmesi yahut mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır bir cürüm işlemesi durumunda mirastan çıkarabilir. Mirastan çıkarılan şahıs terekeden hiçbir hisse talep edemez; onun payı sanki mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi kendi altsoyuna intikal eder.
Mirasbırakan ile mirasçı arasında tanzim edilen mirastan feragat mukavelesi de mirasçılık sıfatını sona erdirir. Türk Medeni Kanunu 528. maddesi gereğince ivazlı yahut ivazsız feragat eden kimse mirasçı vasfını kaybeder. İvazlı feragatte altsoy da pay alamazken ivazsız feragatte altsoyun miras hakkı saklı kalır.
Mirasın Reddi Durumunda Mirasçıların Pay Dağılımı
Mirasbırakanın vefatı akabinde kanuni mirasçılar terekeyi kabule mecbur tutulamaz. Türk Medeni Kanunu 605. maddesi ve devamında düzenlenen mirasın reddi kurumu, mirasçılara borca batık terekeyi kabul etmeme hakkı tanır. Mirasçılar vefat tarihinden itibaren üç ay içinde Sulh Hukuk Mahkemesine sözlü yahut yazılı beyanda bulunarak mirasın gerçek reddini talep edebilir. Terekenin borca batık bulunması durumunda ise hükmen ret karinesi uygulama alanı bulur.
Mirası reddeden yasal mirasçı, mirasbırakandan önce vefat etmiş sayılır. Reddedilen pay, halefiyet prensibi mucibince redde başvuran kişinin altsoyuna intikal eder. En yakın yasal mirasçıların tamamı mirası reddettiğinde tereke Sulh Hukuk Mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Tasfiye neticesinde borçlar ödendikten sonra arta kalan bir değer kalırsa bu meblağ mirası reddetmiş mirasçılara paylaştırılır.
Sık Sorulan Sorular
<ul><li><p>Sağ kalan eş; çocuklarla (1. zümre) birlikte mirasçı ise terekeden 1/4, anne ve baba zümresiyle (2. zümre) birlikte mirasçı ise 1/2, büyükanne ve büyükbaba zümresiyle (3. zümre) birlikte mirasçı ise 3/4 oranında pay alır. Hiçbir zümrede mirasçı yoksa terekenin tamamı sağ kalan eşe kalır.</p></li></ul><p></p>
<ul><li><p>Türk Medeni Kanunu uyarınca yasal mirasçılar; mirasbırakanın kan hısımları (altsoy, anne-baba ve büyük ebeveyn zümresi), sağ kalan eşi, evlatlığı ve geride hiçbir mirasçı bulunmaması halinde Devlettir.</p></li></ul><p></p>
<ul><li><p>Hayır, Türk Medeni Kanunu'nda yapılan yasal düzenleme ile kardeşlerin saklı pay hakkı kaldırılmıştır. Mirasbırakan ölüme bağlı tasarruflarıyla kardeşlerini mirastan tamamen mahrum bırakabilir.</p></li></ul><p></p>
